27 Haziran 2013 Perşembe

TL’nin DEĞER KAYBI

Eskiler daha iyi bilirler Devalüasyon kelimesini çünkü bizden daha fazla duymuşlardır mutlaka ülkede yine devalüasyon oldu diye… Devalüasyon sabit kur rejimlerinde karar alıcı merciinin aldığı karara bağlı olarak paranın yabancı paralar karşısında değerinin düşürülmesidir. Yani devalüasyon para otoritesi tarafından bilinçli olarak yapılır. Ancak dalgalı kur rejiminde bir ülke parasının diğer ülkelerin paralarına karşı değer kaybına devalüasyon değil “paranın değer kaybı” denilir. Paranın değer kaybına ilişkin 2 temel etki olduğu belirtilir. Bunlardan birincisi para değer kaybederse ihracat artar. İkincisi ise para değer kaybederse ithalat azalır. İşin uygulama kısmında farklı parametreler incelense de detaylara şu aşamada girmeyeceğim. Bu tanımlardan yola çıkarak paranın son günlerde yaşadığımız TL’nin değer kaybının olası sonuçlarını aktarmak istedim!
TL’nin değer kaybetmesinden yukarıda bahsettiğim 2 noktada fayda sağlayabileceğini düşünenler;
1- TL değer kaybetti ihracatımız artar o nedenle gelirimiz de artar!
Bu görüş pek mümkün görünmüyor. Çünkü bizimle beraber tüm rakiplerimizin de parası USD ve EURO karşısında değer kaybediyor. Yani aynı mantık onlar için de geçerli olacağından bu defa rekabet dolayısıyla fiyatlar düşecek ve değer olarak bir kazanç olmayacak. Ayrıca bir malı satabilmek için uygun bir alıcı da bulmak gerekir. Bugün Türkiye’nin ihracatında en önemli pazarlardan biri olan Avrupa’nın içinde bulunduğu kriz de düşünülecek olunca 1. sıradaki hedef tutmayabilir.
2- TL değer kaybetti ithalatımız azaldı cari açığımız küçülecek!
Bu teori de çok olası görünmüyor. Çünkü petrol ve doğalgaz gibi kullanımını azaltamayacağımız girdilerin ağırlıkları çok fazla. Bu nedenle istesek de istemesek de petrol ve doğalgaz gibi yüksek maliyetli ürünleri almaya devam edeceğiz.

Bu ve şuan aktarmadığım birçok nedenden dolayı TL’deki değer kaybı ekonomimize zarar vermeye devam edecektir.

24 Haziran 2013 Pazartesi

Bernanke Sonrası...

Bernanke sonraki ortalık hala karışık! Yeni hafta da geçen haftanın gölgesinde başladı... eurusd 1.31in altına düşmemek için çabalarken, altını olanlar ahlar vahlar içinde, ons 1280$ civarında...İçeride ise durum daha vahim; usdtry 1.94ün üzerinde euro 2.55 gösterge faizi %8lerde...

Bernankenin parasal genişlemede yıl sonuna doğru yavaşlamaya gidilip 2014 yılı ortalarında da tamamen sonlandırabileceklerini söylemesi küresel piyasalarda yıkıcı etki yarattı. Bu yıkıcı etkiden en büyük payı Türkiye'nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ekonomiler aldı. 2008 krizinin başlamasıyla ABD ve AB'nin krizle savaşta uyguladığı gevşek para politikasından en en büyük katkıyı gören gelişmekte olan ekonomiler şuanda çuvallamış durumda. Piyasadaki bol likiditeyi ülkelerine çekerek krizden etkilenmediklerini gösteren açıklamar, demeçler vb. övgü naraları şimdilerde ne yapılacağını bilemez idareciler ordusuna bıraktı yerini...

Evet sonunda beklenen oldu ve FED 3,5 kat artmış olan bilançosunu eski düzeye çekebilmek için sıkılaştırmaya gidileceğini gösterdi. Bu da ABD' de faizlerin artmaya başlayacağının bir işareti. Parasını gelişmekte olan ekonomilere yatıranlar artık ABD'de artacak olan faizlerden yararlanmak için paralarını çekmeye başladı. Sonucunda da rahat paraya alışmış bizim gibi ekonomiler giden paranın arkasından panik, tedirgin ve gergin bir halde bakakalıyor...

8 Mayıs 2013 Çarşamba

AUDUSD 08/05/2013

Avustralya Merkez Bankasının faiz indiriminden sonra beklenildiği gibi sert bir düşüş yaşayan AUDUSD paritesi temel faktörlerden sıyrılmaya başladıktan sonra dünkü analizimde belirttiğim 1.0150 seviyesinde önemli bir destekle karşılaştı. Ancak bu alış hareketlerinin tepki alışları olduğu ve gece Çin'den gelen verilerin beklenenden iyi gelmesiyle ivme kazandığını unutmamak gerekiyor.
Çin ile ticaret hacmi oldukça yüksek olan Avustralya, dünyanın en büyük ikinci ekonomisinden gelen ticaret dengesi verisinin olumlu etkisini hemen hissetti. Hem ihracat hem de ithalat rakamlarında iyileşme görülen Çin'e yönelik spekülatif tepkiler de hemen ardından geldi. Rakamların gerçeği yansıtmadığı ve daha önce sıklıkla bu tarz şişirilmiş verilerin yayınlandığı biliniyor. Bu nedenle bir süre beklemek bölgeye ilişkin makroekonomik gelişmeleri yorumlayabilmek adına daha sağlıklı olacaktır.
Teknik olarak AUDUSD paritesinde 1.0150 seviyesi aşağı yönlü hareketlerin devamı için önemini korurken yukarıda ise 1.0200-1.0220 aralığı tepki alışlarının bitip yeniden satışa geçilebileceği bölge olarak izlenebilir.

7 Mayıs 2013 Salı

AVUSTRALYA DA FAİZ İNDİRDİ...

Mayıs ayının ilk haftasında ECB'nin gerçekleştirdiği faiz indiriminin ardından faizlerinde düşüşe giden bir diğer merkez bankası Avustralya Merkez Bankası(RBA) oldu. Risk iştahının önemli göstergelerinden olan AUD'un değeri konusundaki endişelerini sık sık dile getiren RBA yetkilileri ile birlikte başbakan Julia Gillard bu tarz bir müdahalenin gelebileceği sinyallerini daha önceleri vermişti. AUD'un fazla değerli olduğunu düşünen yetkililer bu durumun Avustralya ekonomisine zarar verdiği görüşünde hemfikirler. Faiz indiriminde etkili olan bir diğer neden ise özellikle en büyük ticaret ortaklarından olan Çin'in son dönemde zayıf veriler yayınlıyor olması... Bu durum Avustralya ekonomisine yönelik tedirginliği arttırıyordu. Son olarak Çin HSBC hizmetler endeksinin 2011 yılından bu yana en zayıf seyrini yansıtması, bunun üstüne Avustralya'da perakende satışlar verisinde gözlenen düşüş RBA'yı faiz indirimi kararı almasına iten temel nedenlerden sayılabilir. Bu kadar önemli bir kararın alınmasında yukarıda saydıklarımın etkisi yadsınamaz ancak birkaç gün sonra açıklanacak olan Avustralya işsizlik oranının beklentilerden yüksek gelebileceği korkusu da RBA'nın bu kararı almasında etkili olmuş olabilir. RBA bu faiz indirimiyle yetinmeyip gerek görülmesi yeniden faizleri düşürebilecek hareket alanına sahip olduklarının sinyallerini vermeyi de ihmal etmedi.

Peki bundan sonra ne olabilir?

Özellikle Forex yatırımcısı AUDUSD paritesinin durumunu merak ediyordur. Geçtiğimiz haftanın son günlerinden itibaren düne kadar RBA'nın faizlerde indirime gideceği beklentisi AUD satışları getirdi. Sabaha karşı karar açıklandığında ise beklenildiği gibi satışlar hız kazandı ve AUDUSD paritesini 1.0180 seviyelerine kadar düşürdü. Geçtiğimiz ayın dip seviyesi olan 1.0110 seviyesinin tekrar görülmemesi için tek neden 1.0153 desteği gibi duruyor. Ancak bu bölgenin şuanki ortamdaki güvenilirliği tartışılabilir. Olası toparlanma hareketlerinde ise 1.0220 seviyelerinde görülen fibo seviyesi yeni satış dalgalarının yaşanmasına neden olabilir.

11 Şubat 2013 Pazartesi

EURUSD

Parite aşağı yönlü baskıyla hareketlerine devam etmektedir. Ana trendin yükseliş trendi olduğu paritede düzeltme hareketleri ile birlikte 1.3360 desteğini aşmakta zorlansa da, bu durum 1.3360 seviyesinin kırılmasıyla sert satış hareketlerinin görülebileceğine işaret etmektedir. 1.3280 seviyesine kadar önemli bir destek seviyesi görülmeyen eurusd paritesi 1.3190 bölgesine kademeli olarak düşmeye devam edebilir. Ancak olası bir kuzey yönlü hareketlenmede 1.3380 seviyesinin üzerinde bir günlük kapanış eurusd paritesinin genel trendi olan yükseliş trendine uygun hareketlerini sürdürmesine yardımcı olabilir.

10 Ocak 2013 Perşembe

AUDUSD

Günlerdir sıkışık bir seyir izleyen audusd paritesi gece oldukça iyi gelen Çin verileri ile birlikte yüksek hacimli alış yönlü hareketler gösterdi. Temel faktörlerle gelen bu yükselişin teknik olarak da anlamlı olması için geçtiğimiz ayın en yüksek seviyesi olan 1,0585 seviyesinin üzerinde bir günlük kapanış gerçekleşmeli. kaldı ki haftalık grafiklerde gördüğümüz daralmanın üst bandı bu seviyenin oldukça yakınında görünmektedir. aynı bölgede bir de fibo 78,6 seviyesi bölgenin önemini artırmaktadır. öngörüme göre 1,0585 seviyesinin üzerindeki günlük kapanış audusd paritesinin 1,0700 seviyesine yükselmesine neden olabilir. ancak aksi bir durumda güney yönlü hareketler etkili olmaya devam edecektir.

27 Aralık 2012 Perşembe

BİR NEFER DAHA MI YİTİRDİK?


Küresel ekonomik kriz çözülüyor mu? Daha da derinleşiyor mu? derken bu zorlu dönemde gerek yorgunluktan gerek bıkkınlıktan gerekse de korkudan görev değişiklikleri ve istifalar görülüyor. Son istifa haberi ise İtalya’dan…
Yunanistan ekonomisinin çöküşüyle başlayan Avrupa borç krizi derinliğini artırırken sorunun daha büyük ülkelerde de etkisini göstermesi Avrupa’da bazı siyasi dengelerin değişmesine neden oldu. Yunanistan, İrlanda, Portekiz ve İspanya’nın içinde bulunduğu krizin akıbeti belirsizliğini korurken, AB’nin sorunlu ülkeleri daha ne kadar finanse edebileceği büyük tartışmalara yol açmaya devam ediyor. Böylesi bir ortamda Euro birliğinin en büyük 3. ekonomisi olan İtalya ise krizi iliklerine kadar hissederken Avrupa istikrarını tehdit eden büyük sorun olarak ortada duruyor. Nihai çözüm hala oldukça uzak dururken İtalya başbakanı Monti sürpriz sayılabilecek bir kararla istifa ettiğini açıkladı.
Bundan tam 13 ay önce göreve geldiğinde halefi Berlusconi’ den sancılı bir ekonomi devralan Nobel ödüllü ekonomist Mario Monti geçtiğimiz günlerde istifasını cumhurbaşkanı Giorgio Napolitano’ya sundu. İtalya ve Avrupa’da soğuk duş etkisi yaratan bu karar gösterdi ki, derin ekonomik krizle savaşta bir nefer daha kaybedildi. 69 yaşındaki Monti belki de iktisadi ve politik sorunları çözebilmek için kendinde daha fazla güç ve enerji göremeyerek istifa etmenin bir kurtuluş yolu olabileceğini düşündü. Göreve geldiği ilk günden itibaren şiddetle kemer sıkma politikası izleyen Monti, uyguladığı tasarruf ve önlem paketleriyle bütçe açığını daraltıp, durgunluğu sona erdirerek işsizliğin düşürülmesini hedeflemiştir. Yaptığı en önemli çalışma ise İtalya borçlanma maliyetlerini düşürerek ekonomisine olan güvenin bir nebze de olsa yeniden artmasını sağlamak oldu. Ancak vergileri artırıp, emeklilik yaşını yükseltmesi ve kesintileri fazlalaştırması İtalyan halkının huzurunu kaçırmış ve birçok yerde protestoların yaşanmasına neden olmuştu. İşte tam bu noktada yeniden sahne alan Berlusconi, Monti’ ye olan desteğini çekerek yeniden başbakanlık koltuğuna oturmaya aday odlunu açıkladı.
Son birkaç haftadır meclisteki çoğunluğa sahip Berlusconi’nin partisi Özgürlükçü Halk Partisi, Monti ve hükümetine olan desteğini çekti. Güven ortamının bozulduğunu düşünen Monti parlamentodaki bütçe görüşmelerinin ardından istifa sürecini hızlandırdı. Berlusconi’nin beceriksizlikleri nedeniyle o dönemki hükümetin yerine çalışmaları sürdürmek adına göreve getirilen teknokrat başbakan Monti ve hükümetinin yine işlerini iyi yapamadıkları için görevlerinden alınan Berlusconi’nin etkisiyle istifa etmesi oldukça ironik bir durum olarak takip edilmektedir. İtalya’da eskisi kadar olmasa da hala oldukça etkili olan Berlusconi yeniden seçilir mi bilinmez ancak piyasa oyuncularının kendisini başbakanlık koltuğunda görmek istemeyecekleri bir gerçek. Monti’yi kadarından döndürmek için ise artık çok geç. Cumhurbaşkanı Napolitano resmen seçim dönemine girildiğini bildirdi. Kendisini görevinin başında görmek isteyenler için ise Monti açık kapı bırakmayı ihmal etmedi. Şubat ayında yapılacak seçime girmeyeceğini ancak yine istenmesi halinde dışarıdan başbakan olarak dümene geçebileceğini söyledi.
2012 yılı bitip 2013 yılına girilirken ne İtalya’da ne de Avrupa’nın diğer ülkelerinde sular durulmayacak gibi. Yine oldukça zorlu geçmesi beklenen 2013 yılının ilk aylarında İtalya, son aylarında ise Almanya seçimleri takip edilecek ve dengelerin ne şekilde değişmeye devam edeceğini herkese gösterecektir.